Monday, November 12, 2007

mcdonald's diyor ki reklamında "biri yer biri bakmaz dediğin, bir yer var mı bildiğin".. sormuşlar yanıtlamak lazım.var efendim ve o yeri tüm dünya yapacağız o yeri tüm dünyada kuracağız. ve kurduğumuz dünyada dünyayı kemiren sizin gibi şeylere de yer olmayacak ne yazık ki. o zaman kaçacak bir deliğin olacak mı bildiğin?

5 comments:

onehundredpercentsiLk said...

... Bir gün bütün değer yargıları değişecek ve yargılananlar yargıç, eziyet edenler de suçlu sandalyesine oturacaklardır ve onlar o kadar utanacaklar, o kadar utanacaklardır ki utançlarının ve suçlarının ağırlığı yüzünden ayağa kalkamayacaklardır.
O zaman akıllı ya da akılsız bütün ezilenler , yani bizim caddedeki insanların çoğu, yani öcü geliyor diye küçükken beni korkuttukları çolak ve topal Rüstem ile ben ve benimle birlikte bar kızı Leyla kendisine yüz vermedi diye intihara teşebbüs ederek beynine iki kurşun sıkan fakat ancak kafatasını delerek alay edenlerden kurtulmak için bütün hayatı boyunca yolda kalpak giyerek dolaşmak zorunda kalan meyhaneci Hızır ve onunla birlikte ortaokulda kekemeliği ve garip mistik düşünceleriyle arkadaşlarının alay konusu olan ve şimdi havagazıyla intihar ettiği için ölmüş bulunan ve evlerindeki şecere ağacında taze yağlı boyayla yeni boyanmış yeşil, titrek bir yapraktan ibaret kalan Ercan ve ercanla birlikte annesi Rus babası İtalyan olan ve sınıfta ve bahçede paltosunu hiç çıkarmayan ve daima gözlüğü ve paltosuyla ilkokul birinci sınıf çocuklarıyla top oynayan ve gavur diye ve kambur diye horlanan Altan ve Altan'la birlikte zeki ve siyah gözleriyle bana hep muhabbetle bakan ve yedi kardeşiyle ve annesiyle ve babasıyla ve teyzesiyle ve dayısıyla evkaf apartmanının en üst katında labirent gibi karışık koridorlardaki yüzlerce odadan sadece birinde oturan ve sınıf birincisi olduğu halde ilkokuldan sonra elektrikçi çırağına başlayan Osman ve onunla birlikte bütün gülünçlüğüne rağmen aşağılığı sefaletinden ve sefaleti aşağılığından ileri gelen mimar Cemil (Uluer) Turan ve mimar Cemil'le birlikte sakat olduğu için hiç yürüyemeyen ve hep altını kirleten ve misafirler görmesin diye ve sosyetik annesi rahatsız olmasın diye yaz kış balkonda tutulan ve hep bağıran ve altına yapan ve güzel yüzüyle ve akıllı sözüyle beni büyüleyen ve balkonda kendini oradan oraya atan zavallı Ayhan ve onunla birlikte bodrum katta evdeki yedi ve bahçedeki yirmi yedi kedisiyle yaşayan ve kimseye zararı dokunmayan ve ölmüş kocasını unutmayan Rus madam ve madamla birlikte yirmi iki yaşında veremden ölerek bizleri ve ailesini elemlere boğan ve albay Sait beyin biricik oğlu ve liseden dört defa kovulmuş olup sanatoryumdan altı defa kaçan ve yağmurlu bir ilkbahar akşamı hastaneden son kaçışında ıslak elbiselerini çıkarmaya fırsat bulamadan kanla boğulan Ertan ve onunla birlikte basit bir kamyon şöför muaviniyken lastik karaborsasından zengin olarak genç yaşında kumar denen illete tutulan ve bu uğurda servetini ve dostlarını kaybeden ve karısı ve kızı ve oğlu tarafından
terk edilen ve meteliksiz kalan ve bir gün bir kahve köşesinde kendini vuran ve eski ve samimi aile dostumuz Orhan ve Orhan beyle birlikte olmaktan muhakkak gurur duyacak olan ve el kapısında dünya gözlerini açıp ve kaderi ve mesleği hizmetçilik olan ve komşumuz Saffet'lerin üçüncü hizmetçisi Kezban yargıç kürsüsünde bulunacağız...

Oğuz Atay / Tutunamayanlar

NisanDede said...

ne kadar güçlü bir tasvir..

sanırım bu kitabı okumalıyım.

kaçacak delik kelimesi ile yargıç-sanık benzetmesi çok uyumlu olmuş..

onehundredpercentsiLk said...

Oku!

Çünkü aklın macerası önemli.

dehri said...

mekdanıldsı bilmem de, alakasız olarak bir reklam daha gözüme batıyor bu sıralar. bir banka reklamı, morgıç kredisini reklamlayan bir pano.

"işten kiraya mı?
işten eve mi?"

yazıyor kocaman. ne güzel iki seçenekten ibaret hale indirgemişler hayatı. önemli olan işten gelip ölmüş bir halde devrileceğin evin sana ait olup olmaması. başka seçenek yok, yaşamak işten nereye gelineceğine dairdir buyuruyor bilboord-u şerif.

sadakallah-ül aziym.

NisanDede said...

dehri bey amcam bunlar iyi ki iki seçenek ortaya koymuş bence. artık bazı reklamlarda

neyi
nereden
ne şekilde
neyle

alacağını söylüyorlar. bu sıkışma nereye kadar gider, gidebilir, insanlar ne zaman ayılmaya başlar merak ediyorum aslında..